BOŞANMA DAVALARINDA MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT
Giriş
Boşanma davası, yalnızca evlilik birliğinin sona erdirilmesine ilişkin bir “statü davası” değildir; boşanmanın tarafların ekonomik ve kişisel dünyasında yarattığı sarsıntının hukuk düzeni tarafından nasıl dengeleneceğini belirleyen sonuçları da beraberinde getirir. Bu sonuçlar; nafaka türleri (özellikle tedbir nafakası ve yoksulluk nafakası), velayet ve kişisel ilişki düzenlemeleri, mal rejiminin tasfiyesi ve tazminat talepleri gibi başlıklarda somutlaşır. Tazminat bakımından temel dayanak, Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesidir. Kanun koyucu, boşanma sebebiyle (i) mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen eşin maddî zararının telafisini ve (ii) kişilik hakları saldırıya uğrayan eşin manevî zararının tatminini hedefler.
Bu alanın hassas bir dengesi vardır: Tazminat kurumu, boşanmayı “kazanan-kaybeden” yarışına dönüştürmemeli; fakat boşanmaya sebep olan ağır kusurlu davranışların da hukuki sonuç doğurmaması gibi adalet duygusunu zedeleyen bir tabloya izin vermemelidir. Uygulamada en çok tartışılan meseleler; “kim daha kusurlu?”, “menfaat zedelenmesi nasıl somutlaştırılır?”, “kişilik hakkı saldırısı hangi davranışlarda oluşur?”, “miktar hangi ölçütlerle belirlenir?” ve “talepler ne zaman ileri sürülmelidir?” sorularında düğümlenir.
Bu makalede; TMK m.174 kapsamında maddî ve manevî tazminatın koşulları, ispat ve delil listesi stratejisi, miktar belirlemenin hakkaniyet ekseni, usulî ayrıntılar (talep zamanı, zamanaşımı, görev-yetki) ve uygulamada sık yapılan hatalar, sistematik ve uygulama odaklı bir çerçevede ele alınacaktır.
Anahtar kelimeler: boşanma tazminatı, TMK 174, maddî tazminat, manevî tazminat, kişilik hakkı, kusur, daha az kusurlu, mevcut ve beklenen menfaat, ispat yükü, delil listesi, TMK 178 zamanaşımı, yoksulluk nafakası, protokol
1. Hukuki Dayanak ve Kavramlar
1.1. TMK m.174’ün sistem içindeki yeri
TMK m.174, boşanmanın fer’î (ek) sonuçlarından biri olan tazminatı düzenler ve iki ayrı tazminat türü öngörür: - TMK m.174/1: Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. - TMK m.174/2: Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Kanun metnindeki “uygun” ifadesi, hâkimin takdir ve hakkaniyet değerlendirmesini zorunlu kılar. Bu noktada TMK m.4’teki “hukuka ve hakkaniyete göre karar verme” ilkesi, tazminat miktarının belirlenmesinde yol gösterici bir genel norm olarak devreye girer.
1.2. Tazminat ile nafaka ve mal rejimi tasfiyesi arasındaki sınır
Boşanma pratiğinde tazminat talepleri, nafaka veya mal rejimi alacaklarıyla karıştırılmaya elverişlidir. Oysa bu kurumlar farklı işlevler görür: - Maddî tazminat (TMK 174/1), boşanma nedeniyle yitirilen menfaatin telafisine yönelir. - Manevî tazminat (TMK 174/2), kişilik hakkı ihlalinin yarattığı manevi sarsıntıyı tatmin etmeyi amaçlar. - Yoksulluk nafakası (TMK 175), boşanma ile yoksulluğa düşecek eşin geleceğe dönük asgari geçim desteğidir. - Mal rejimi tasfiyesi (TMK 218 vd.), evlilik süresince edinilmiş malların paylaşım mekanizmasıdır ve kural olarak kusurdan bağımsızdır. Bu sınırların net kurulması, “aynı vakıa için iki kez ödeme” (mükerrerlik) riskini azaltır; taleplerin doğru gerekçelendirilmesini de kolaylaştırır. Örneğin; bir taşınmazın edinimine katkı iddiası, çoğu zaman mal rejimi tasfiyesi veya katkı payı alacağı tartışmasına daha yakınken; boşanma sonrası yaşam standardındaki düşüş, maddî tazminat/nafaka tartışmasının merkezindedir.
1.3. Fer’î taleplerin zamanaşımı: TMK m.178
Boşanmanın fer’î sonuçlarından doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m.178). Bu düzenleme; boşanma sonrası fer’î taleplerin sürüncemede bırakılmaması ve hukuk güvenliğinin sağlanması amacına dayanır. Uygulamada, tazminat talebinin boşanma davası içinde ileri sürülmesi çoğu zaman ispat ve usul ekonomisi bakımından avantajlıdır; ancak ayrı dava açılması da mümkündür (bkz. Bölüm 7)
2. Maddî Tazminat (TMK m.174/1): “Mevcut veya Beklenen Menfaat” Zedelenmesi
2.1. Şartlar: beş temel eşik
Maddî tazminat talebinin kabulü için, tipik olarak şu eşiklerin birlikte gerçekleşmesi aranır: (i) Boşanma kararının verilmiş olması (tazminat, boşanmanın fer’î sonucudur). (ii) Talep eden eşin kusursuz veya daha az kusurlu olması. (iii) Talep eden eşin mevcut veya beklenen menfaatlerinin boşanma yüzünden zedelenmiş olması. (iv) Karşı tarafın kusurlu olması. (v) Menfaat zedelenmesi ile boşanma arasında uygun illiyet bağının bulunması. Burada “kusursuz veya daha az kusurlu” ölçütü, maddî tazminatın kusur temelli bir kurum olduğunu gösterir. Talep eden eşin kusuru, karşı tarafa eşit veya daha ağırsa maddî tazminatın reddi gündeme gelebilir; ancak her somut olayda kusurun türü ve ağırlığı ayrıca tartışılır.
2.2. “Mevcut menfaat” ve “beklenen menfaat”in içeriği
Mevcut menfaat; evlilik birliği sürerken eşin fiilen yararlandığı ve boşanma ile yitirilen ekonomik-sosyal avantajları ifade eder. Bu başlık, sadece “para” ile sınırlı değildir; yaşam standardı, barınma düzeni, sosyal çevre, fiilen sağlanan destek ve imkanlar gibi unsurlar da değerlendirmeye dahil olabilir. Beklenen menfaat ise, evlilik devam etseydi makul biçimde gerçekleşmesi beklenen ve boşanma ile ortadan kalkan geleceğe dönük beklentilerdir. Burada “salt temenni” değil, somut olayın akışına göre makul beklenti aranır. Örneğin; birlikte planlanan eğitim/meslek programları, eşin kariyerinde yükselişiyle aile yaşam standardının artacağına dair güçlü göstergeler, eşlerin birlikte kurduğu ekonomik düzenin sürekliliği gibi olgular beklenen menfaat tartışmasına konu olabilir. Beklentinin “makul” sayılabilmesi için, planın gerçekleşmesine dair somut veri ve tutarlılık aranır.
2.3. Menfaat zedelenmesinin somutlaştırılması
Maddî tazminat talebinde “menfaat zedelenmesi” soyut bir duygu değil; mümkün olduğunca somutlaştırılması gereken bir zarar görünümüdür. Zararın hesabı her zaman aritmetik bir kalıba sığmayabilir; ancak talep eden tarafın, boşanma nedeniyle hangi menfaatlerinin hangi nedenle zedelendiğini açıklaması beklenir. Bu açıklama, hâkimin hakkaniyet takdirini yönlendirir. Örnek olarak; evlilik süresince işinden ayrılarak ev içi emeğe yoğunlaşan eşin boşanma sonrası iş gücü piyasasına dönüşte yaşadığı kayıp, evlilik nedeniyle taşınma/iş değişikliği yapan eşin kariyerinde oluşan gerileme, evlilik içinde sürdürülen yaşam standardının boşanma ile ani ve keskin düşüş göstermesi gibi olgular, maddî tazminat tartışmasının merkezine yerleşebilir. Burada kritik nokta, bu olguların “evlilik/boşanma” ilişkisi içinde kurulması ve mümkün olduğunca veriyle desteklenmesidir.
2.4. Maddî tazminatın sınırları ve mükerrerlik riski
Maddî tazminat, mal rejimi tasfiyesiyle elde edilebilecek katılma alacağı veya değer artış payı gibi taleplerin yerine geçmez. Mal rejimi, evlilikte edinilen malların paylaşım mekanizmasıdır; maddî tazminat ise boşanma nedeniyle menfaat kaybının telafisine yöneliktir. Benzer şekilde maddî tazminat, “sürekli destek” sağlayan yoksulluk nafakasıyla aynı işlevi görmez. Uygulamada hâkim, tazminat ve nafaka taleplerini birlikte değerlendirirken toplam sonucun hakkaniyete uygun olmasına dikkat eder. Bu nedenle talep stratejisi kurulurken, tazminatın “geçmişteki menfaat kaybı” ile; nafakanın ise “boşanma sonrası geçim dengesi” ile ilişkisi netleştirilmelidir.
3. Manevî Tazminat (TMK m.174/2): Kişilik Hakkı Saldırısı
3.1. Temel şartlar ve kavram
Manevî tazminat; boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu diğer taraftan uygun miktarda para ödenmesini istemesidir. Buradaki anahtar kavram “kişilik hakkı saldırısı”dır. Kişilik hakkı; kişinin şeref ve haysiyeti, bedensel ve ruhsal bütünlüğü, özel hayatı, cinsel dokunulmazlığı ve sosyal itibarı gibi alanları kapsayan geniş bir koruma alanına işaret eder. Dolayısıyla manevi tazminat, sadece “üzülme” haliyle değil, kişilik değerlerine yönelen haksız ve kusurlu saldırıyla bağlantılıdır.
3.2. Kişilik hakkı saldırısı hangi davranışlarda oluşabilir?
Her kusurlu davranış otomatik olarak kişilik hakkı saldırısı değildir. Örneğin; eşler arası iletişim sorunları, geçimsizlik veya sıradan tartışmalar, her zaman manevi tazminat doğurmaz. Manevi tazminat açısından tipik olarak şu davranış kategorileri gündeme gelir: - Fiziksel şiddet, tehdit, sistematik psikolojik baskı ve korkutma, - Hakaret, aşağılayıcı söz ve davranışlar, küçük düşürücü ithamlar, - Özel hayatın gizliliğini ihlal eden fiiller (izinsiz kayıt, özel yazışmaların yayılması vb.), - Sadakatsizlik olgusunun somut olayda eşin onurunu kırıcı, toplumsal itibarı zedeleyici veya ağır bir yıkım doğurucu biçimde gerçekleşmesi, - Cinsel hayatın zorlamaya dönüşmesi, rıza dışı davranışlar, cinsel saygı sınırlarının ağır ihlali. Bu değerlendirmede olayın yoğunluğu ve sürekliliği belirleyicidir. Tek seferlik ve düşük yoğunluklu bir davranış ile sistematik ve ağır nitelikli eylemler aynı hukuki sonuçları doğurmaz.
3.3. Manevî tazminatın fonksiyonu: tatmin ve denkleştirme
Manevî tazminatın amacı, mağdur eşin yaşadığı manevi acıyı “parayla ölçmek” değildir. Amaç; kişilik hakkı ihlalinin yarattığı sarsıntı karşısında adalet duygusunu tatmin eden, sembolik ve denkleştirici bir karşılık sağlamaktır. Bu nedenle miktar belirlenirken bir yandan saldırının ağırlığı ve tarafların sosyal/ekonomik durumu dikkate alınır; diğer yandan tazminatın “zenginleşme aracı”na dönüşmemesi gözetilir. Hâkimin “uygun miktar” takdiri bu dengeyi kurma çabasıdır.
4. Kusur Kriteri: “Daha Az Kusurlu” Eş ve Kusurun Ağırlığı
4.1. Maddî tazminatta kusur şartı
TMK 174/1, “kusursuz veya daha az kusurlu” ölçütünü açıkça öngörür. Bu nedenle maddî tazminat isteyen eşin kusuru, karşı tarafa göre daha ağır olamaz. Uygulamada “eşit kusur” durumunda maddî tazminatın reddi ihtimali artar. Ancak her olayda kusurun türü ve ağırlığı ayrıca değerlendirilir: Kusur sadece sayısal bir oran değil; evlilik birliğini sarsan davranışların niteliğini ifade eder.
4.2. Manevî tazminatta kusur tartışmasının yönü
Manevî tazminat bakımından da kusur önemlidir; ancak merkezde “kişilik hakkı saldırısı” bulunduğu için kusur tartışması, saldırının varlığı ve ağırlığıyla birlikte yürür. Örneğin; hakaret, şiddet veya özel hayatın ihlali gibi fiillerin varlığı halinde, kusur tartışması çoğu kez bu fiiller üzerinden belirginleşir. Buna karşılık; “karşılıklı tartışma” düzeyinde kalan olaylarda manevi tazminatın kabul eşiği yükselir.
4.3. Kusurun belirlenmesinde olay örgüsü ve kronoloji
Boşanma dosyalarında kusur, tek bir olaydan çok bir “olay örgüsü” üzerinden belirlenir. Bu nedenle vakıaların kronolojik, yer-zaman belirtir şekilde ve delille bağlantılı anlatılması önemlidir. “Genel geçimsizlik”, “saygısızlık” gibi soyut ifadeler kusur analizini beslemez. Hâkim; tanık beyanları, yazışmalar, kolluk tutanakları, sağlık raporları, sosyal medya içerikleri ve diğer deliller üzerinden bütüncül bir değerlendirme yapar. Olayların “süreklilik arz edip etmediği” ve “ağırlaşma” dinamiği, kusurun ağırlığını tayin eden pratik göstergelerdendir.
5. İspat ve Delil Listesi: Uygulamada Kritik Noktalar
5.1. İspat yükü ve delilin niteliği
Genel ispat kuralı gereği, tazminat isteyen taraf; talebinin dayandığı vakıaları ispat yükü altındadır. Boşanma yargılamasında delil değerlendirmesi, aile hayatının mahrem yapısı nedeniyle her zaman “tam görüntü” sunmayabilir. Bu nedenle delillerin birbirini destekleyecek şekilde bütünlüklü sunulması önem taşır: tek bir tanık anlatımının, yazışma veya resmi kayıtla desteklenmesi; bir iddianın, tarih-saat ve olay akışı içinde tutarlı biçimde ortaya konulması gibi.
5.2. Delil listesi örnekleri (uygulamada sık görülenler)
Somut olayın niteliğine göre delil listesi değişmekle birlikte uygulamada sık görülen deliller şunlardır: - Tanık beyanları (komşular, aile yakınları, çalışma arkadaşları; anlatımın gözleme dayalı olup olmadığı önemlidir), - Yazılı deliller: mesajlaşmalar, e-postalar, sosyal medya yazışmaları, - Kolluk tutanakları, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir/koruma kararları ve ihlal tutanakları, - Sağlık raporları, darp/cebir izi raporları, psikolojik destek kayıtları (mahremiyet ve usule uygunluk gözetilerek), - Banka kayıtları ve ekonomik duruma ilişkin belgeler (maddî tazminatın menfaat zedelenmesi kısmında), - Fotoğraf/video/kamera kayıtları (elde ediliş yöntemi ve hukuka uygunluk değerlendirmesi ayrıca yapılır), - Ceza soruşturması/kovuşturması dosyaları, kesinleşmiş mahkeme kararları. Delillerin hukuka uygun elde edilmesi, özellikle kişisel veriler ve özel hayatın gizliliği bağlamında ayrı bir tartışma alanıdır. Delilin elde ediliş yöntemi tartışmalıysa, dosyada “delil değerlendirme” ekseninin ayrıca kurulması gerekir.
5.3. Bilirkişi ve ekonomik durum araştırması
Tazminatın miktarı çoğu zaman tarafların ekonomik ve sosyal durumuna bağlı olarak takdir edildiğinden, ekonomik durum araştırması pratik önem taşır. Ayrıca bazı dosyalarda; mesleki gelir, işletme/şirket payı, düzenli kazanç iddiaları gibi teknik noktalar tartışma konusu olabilir. Bu hallerde bilirkişi incelemesi veya kurumlardan veri celbi gündeme gelebilir. Burada amaç, tazminatın hakkaniyet içinde belirlenebilmesi için “gerçekçi” bir ekonomik tabloya yaklaşmaktır.
6. Miktarın Belirlenmesi: “Uygun” Tazminat Nasıl Takdir Edilir?
6.1. Hakkaniyet parametreleri
TMK 174’te “uygun” miktar vurgusu, hâkimin somut olayı tartarak denge kurmasını gerektirir. Bu dengelemede tipik olarak şu parametreler kullanılır: - Kusurun ağırlığı ve olayların yoğunluğu, - Menfaat kaybının kapsamı (maddî tazminatta), - Kişilik hakkı saldırısının niteliği ve sonuçları (manevî tazminatta), - Tarafların ekonomik ve sosyal durumu, - Evliliğin süresi, ortak hayatın yapısı, ev içi emek ve kariyer kesintileri, - Boşanmanın taraflar üzerindeki olası etkileri (soyut değil, somut olgularla desteklenmiş etkiler). Burada hâkimin amacı, tazminatı “cezalandırıcı bir intikam” veya “yaptırımsız bir hoşgörü” çizgisine taşımadan, adil bir dengeleme sağlamaktır.
6.2. Faiz ve fer’î sonuçlar
Tazminat alacağında faiz başlangıcı, somut dosyanın talep biçimi ve yargısal değerlendirmeye göre değişkenlik gösterebilir. Uygulamada, faiz isteminin açık ve tereddütsüz şekilde talep edilmesi önem taşır. Ayrıca hükmedilen tazminatın; yargılama giderleri, vekâlet ücreti ve icra-infaz süreçleri bakımından sonuçları bulunur. Bu nedenle tazminat talebi, sadece miktar değil “fer’î sonuçlar” bakımından da bir strateji gerektirir.
6.3. Tazminatın “aşırı” veya “çok düşük” belirlenmesine ilişkin riskler
Tazminatın fahiş belirlenmesi, davanın inandırıcılığını zayıflatabilir; çok düşük belirlenmesi ise tazminatın tatmin fonksiyonunu boşa düşürebilir. Bu nedenle miktar belirlenirken; olayların ağırlığı ve ekonomik tablo arasında rasyonel bağ kurulması, gerekçenin somutlaştırılması ve hâkimin takdir alanını yönlendirecek veri setinin sunulması önemlidir.
7. Usulî Çerçeve: Talebin Ne Zaman ve Nasıl İleri Sürüleceği
7.1. Boşanma davası içinde talep (en yaygın yol)
Maddî ve manevî tazminat talepleri, boşanma davası içinde ileri sürülebilir. Bu tercih; kusur incelemesinin zaten boşanma için yapılacak olması nedeniyle delillerin tek dosyada toplanması ve usul ekonomisi açısından çoğu zaman avantajlıdır. Ayrıca tanıklar, yazışmalar ve olay örgüsü tek yargılamada değerlendirilir; fer’î taleplerin “parçalı yargılama”ya dönüşmesi engellenir.
7.2. Ayrı dava açılması ve TMK m.178 süresi
Tazminat, boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra da istenebilir; ancak TMK m.178’deki bir yıllık zamanaşımı süresi burada kritik rol oynar. Süre kaçırıldığında, tazminat talebi zamanaşımı itirazıyla karşılaşabilir. Bu nedenle uygulamada, tazminatın boşanma davası içinde istenmesi “süre güvenliği” açısından daha risksizdir. Ayrı dava açılması halinde ise kesinleşme tarihi ve süre hesabı, dosya stratejisinin ilk kontrol noktasıdır.
7.3. Protokol ve anlaşmalı boşanma ile ilişki
Anlaşmalı boşanmada taraflar, tazminat konusunda da anlaşabilir ve protokole açık hüküm koyabilir. Protokolde maddî/manevî tazminatın kabulü, reddi veya belirli bir miktarda kararlaştırılması mümkündür. Burada protokolün açıklığı önemlidir: “Tazminat talebimiz yoktur” gibi bir ifade, ileride tazminat talebi bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir. Öte yandan protokolde yer alan tazminat hükümleri de hâkimin denetiminden geçer; özellikle çocukların yararı ve açık dengesizlik halinde hâkimin müdahalesi gündeme gelebilir.
8. Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
8.1. Vakıaları soyut bırakmak
Tazminat taleplerinin en sık zayıf noktası, vakıaların soyut bırakılmasıdır. “Beni üzdü”, “saygısızdı”, “ilgisizdi” gibi ifadeler tek başına kişilik hakkı saldırısını veya menfaat zedelenmesini kurmaya yetmez. Olayların tarih-saat, yer ve bağlam bilgisiyle somutlaştırılması; mümkünse yazışma, resmi kayıt veya tanık anlatımıyla desteklenmesi gerekir.
8.2. Delil listesi ile vakıa anlatımı arasındaki kopukluk
Delil listesi, dilekçedeki vakıa anlatımını “ispat köprüsü” ile tamamlamalıdır. Tanıkların hangi olayı gördüğü, hangi tarihlerde hangi davranışa şahit oldukları; yazışmaların hangi vakıayı doğruladığı gibi bağlar kurulmadığında, delil listesi “kalabalık” görünür ama etkisiz kalır.
8.3. Mal rejimi, nafaka ve tazminatı tek potada eritmek
Uygulamada, aynı vakıaya hem tazminat hem nafaka hem de mal rejimi iddiası yüklenerek taleplerin gerekçesiz biçimde çoğaltılması, mahkemenin değerlendirmesini zorlaştırır. Her kurumun işlevi ayrıştırılmalı; tazminatın hangi zararı, nafakanın hangi ihtiyacı, mal rejiminin hangi paylaşım sonucunu hedeflediği net kurulmalıdır.
8.4. TMK m.178 süresini gözden kaçırmak
Fer’î talepler bakımından bir yıllık süre, uygulamada telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Boşanma kesinleşme tarihi ve tazminat talebinin ileri sürülme zamanı, dosya planlamasında “erken kontrol” başlığı olmalıdır.
9. Örnek Senaryolar Üzerinden Kısa Değerlendirmeler
Senaryo 1 (maddî tazminat): Evlilik nedeniyle işinden ayrılıp başka şehre taşınan ve uzun süre çalışma hayatından uzak kalan eş, boşanma sonrası aynı nitelikte işe dönmekte güçlük yaşıyorsa; kariyer kesintisinin somut etkileri ve boşanma ile bağının gösterilmesi halinde menfaat zedelenmesi tartışılabilir.
Senaryo 2 (manevî tazminat): Süreklilik arz eden hakaret, aşağılama ve tehdit içerikli davranışlar, mağdur eşin onur ve saygınlığında somut bir yıpranmaya yol açmışsa; kişilik hakkı saldırısı üzerinden manevî tazminat gündeme gelebilir.
Senaryo 3 (kusur dengesi): Her iki tarafın kusurlu olduğu, ancak bir tarafın davranışlarının daha ağır ve boşanmayı sürükleyici nitelikte bulunduğu bir olay örgüsünde; maddî tazminat bakımından “daha az kusurlu” ölçütü kilit hale gelir.
Senaryo 4 (protokol): Anlaşmalı boşanma protokolünde “tarafların birbirinden maddî ve manevî tazminat talebi yoktur” şeklinde açık bir hüküm bulunuyorsa; sonraki aşamada tazminat talebinin ileri sürülmesi, protokolün içeriği ve irade açıklamasının kapsamı bakımından ciddi hukuki tartışmalar doğurabilir.
10. Sonuç
Boşanma davalarında maddî ve manevî tazminat, aile hukukunun denge kurma araçlarıdır. Maddî tazminat; boşanma nedeniyle yitirilen mevcut ve beklenen menfaatlerin telafisine, manevî tazminat ise kişilik hakkı saldırısının yarattığı manevi sarsıntının adalet duygusunu tatmin edecek şekilde giderilmesine yönelir. Her iki talep de kusur, ispat ve hakkaniyet takdiri gibi kavramların hassas birlikteliğiyle şekillenir. Bu nedenle tazminat taleplerinde, olayların soyut ifadelerle değil; kronolojik, delille destekli ve kurumların sınırlarını gözeten bir kurguyla ortaya konulması, dosyanın sağlıklı değerlendirilmesi bakımından belirleyicidir.
*Sadece bilgilendirme amacındadır; somut olaya göre hukuki süreç değerlendirilmelidir. Her somut uyuşmazlık, tarafların sıfatı, işlem ve eylemlerin niteliği, delillerin kapsamı ve olayın gerçekleşme koşulları dikkate alınarak kendi özelinde değerlendirilir. Bu nedenle metinde yer verilen örnek senaryolar, yalnızca açıklayıcı mahiyette olup genel kural veya kesin bir sonuca dayanak teşkil etmez; her olay bakımından ayrıca hukuki inceleme yapılması gerekir.
