BOŞANMA DAVASI: HUKUKİ NEDENLER VE SÜREÇLER
Giriş
Boşanma davası, evlilik birliğini mahkeme kararıyla sona erdiren ve sonuçları itibarıyla yalnızca iki kişinin ayrılmasıyla sınırlı kalmayan bir yargılama türüdür. Evlilik, hukuk düzeninde bir statü ilişkisi kurar; boşanma ise bu statüyü değiştiren inşai (kurucu) nitelikte bir karardır. Bu nedenle boşanma yargılamasında mahkeme, tarafların beyanlarını olduğu gibi kabul eden pasif bir makam değildir; ileri sürülen vakıaları, delil listesi kapsamında sunulan ispat araçlarını, çocukların durumunu ve fer’î taleplerin hakka ve hakkaniyete uygunluğunu birlikte değerlendirir. Boşanma hukukunun merkezinde iki temel denge vardır. İlki, evlilik kurumunun korunması ile fiilen bitmiş bir ortak hayatın güvenli ve öngörülebilir biçimde sonlandırılması arasındaki dengedir.
Türk Medeni Kanunu (TMK), boşanmayı belirli sebeplere bağlayarak evlilik statüsünün keyfi biçimde bozulmasını istemez; fakat ortak hayatın sürdürülmesinin taraflardan beklenemeyeceği durumlarda da boşanmaya imkan tanır. İkinci denge ise, tarafların menfaatlerinin dengelenmesi ile çocukların üstün yararının korunması arasındadır. Çocuk bulunan dosyalarda velayet ve kişisel ilişki düzeni, çoğu zaman dosyanın merkezine yerleşir; mali sonuçlar bu çerçeve içinde ayrıca değerlendirilir. Boşanma süreci uygulamada çoğu dosyada birden fazla aşama içerir: tebligat, dilekçeler teatisi, ön inceleme, tahkikat (tanık dinlenmesi, raporlar ve araştırmalar), sözlü yargılama ve hüküm. Yargılama devam ederken TMK m.169 uyarınca geçici tedbirler (barınma, geçim, çocukların korunması, geçici velayet, tedbir nafakası) gündeme gelir. Şiddet veya ciddi risk bulunan olaylarda 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler de eş zamanlı işletilebilir.
Bu nedenle boşanma davası, tek bir hükümle sonuçlanan bir işlem olmaktan ziyade, zaman içinde yönetilmesi gereken çok başlıklı bir süreçtir. Bu makalede boşanma sebepleri (özel ve genel sebepler), çekişmeli ve anlaşmalı boşanma ayrımı, görev ve yetki kuralları, dilekçe aşamasında talep kurgusu, geçici tedbirler, delil listesi ve ispat düzeni, duruşma akışı, karar-kesinleşme ve kanun yolları ile uygulamada sık karşılaşılan risk noktaları; ölçülü ve bilgilendirici bir yaklaşımla sistematik biçimde ele alınacaktır.
Anahtar kelimeler: boşanma davası, TMK 161-166, özel boşanma sebepleri, genel boşanma sebebi, evlilik birliğinin temelinden sarsılması, anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanma, TMK 168 yetki, TMK 169 tedbir, velayet, kişisel ilişki, nafaka, tazminat, delil listesi, tanık, sosyal inceleme raporu, istinaf, temyiz
1. Boşanma Davasının Hukuki Niteliği ve Davanın Kapsamı
Boşanma davası, tarafların medeni halini değiştiren bir statü davasıdır. Bu nedenle karar, inşai nitelik taşır: boşanma ancak mahkeme kararıyla meydana gelir ve karar kesinleştiğinde nüfus kayıtlarına işlenir. Boşanma davalarının kamu düzeniyle temas eden yönü, özellikle çocukların korunmasına ilişkin düzenlemelerde belirginleşir. Mahkeme, tarafların talep ve beyanlarıyla bağlı kalmaksızın, çocuğun üstün yararını esas alan bir değerlendirme yapmak zorundadır. Boşanma dosyaları çoğu zaman yalnızca boşanma talebinden ibaret değildir. Uygulamada aynı dosya içinde geçici tedbirler, velayet ve kişisel ilişki, nafaka türleri, maddî ve manevî tazminat ve bazı hallerde kişisel eşyaya ilişkin talepler birlikte görülür. Mal rejiminin tasfiyesi ise kural olarak ayrı bir dava konusu olmakla birlikte, malvarlığının korunmasına yönelik önlemler ve süreç planlaması bakımından boşanma davasıyla fiilen bağlantılıdır. Bu nedenle, bir boşanma dosyasında vakıa anlatımı ve delil listesi hazırlanırken, fer’î taleplerin hangi olgulara dayandığı da en baştan düşünülmelidir. Kusur kavramı, boşanma hukukunda önemli olmakla birlikte her talepte aynı yoğunlukta rol oynamaz. Örneğin anlaşmalı boşanmada kusur tartışması çoğu dosyada arka plandadır. Buna karşılık çekişmeli boşanmada kusur; tazminat (TMK m.174) ve yoksulluk nafakası (TMK m.175) bakımından belirleyici hale gelebilir. Bu nedenle dosya kurgusunda kusurun, olayların kronolojisi ve ağırlığı üzerinden somutlaştırılması gerekir.
2. Boşanma Sebepleri: Özel Sebepler (TMK 161-165) ve Genel Sebep (TMK 166)
TMK, boşanma sebeplerini özel ve genel sebepler olarak iki ana grupta düzenler. Özel boşanma sebepleri, kanunda sınırlı sayıda sayılan ve koşulları oluştuğunda doğrudan boşanmaya dayanak yapılabilen hallerdir. Genel boşanma sebebi ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır ve uygulamada en sık başvurulan dayanaktır. Sebep seçimi, yalnızca hukuki etiketleme değildir; ispat yükünün niteliğini, bazı hallerde süreleri ve stratejik olarak dosyanın yönünü etkiler. Özel sebeplerde çoğu zaman somut ve ağır nitelikte vakıalar söz konusu olduğundan, delil listesi planlaması da buna göre yapılır. Genel sebepte ise daha geniş bir vakıa kümesi söz konusu olabildiği için, mahkeme olay örgüsünü bütüncül biçimde değerlendirir: tek bir olay değil, olayların sürekliliği ve ortak hayatı çekilmez hale getirip getirmediği önem kazanır.
2.1. Zina (TMK m.161)
Zina, eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken başka biriyle cinsel birliktelik kurmasıdır. Özel bir boşanma sebebi olduğu için kanunda dava hakkına ilişkin süre sınırlamaları bulunmaktadır. Uygulamada zinanın ispatı her zaman doğrudan delille yapılmaz; emarelerin birlikte değerlendirilmesiyle kanaat oluşturulabilir. Örneğin birlikte yaşamaya işaret eden somut olgular, konaklama ve seyahat kayıtları, içerik itibarıyla ilişkiyi gösteren yazışmalar, tanık anlatımları ve benzeri veriler bir araya geldiğinde mahkeme kanaati oluşabilir. Bununla birlikte her şüphe zinayı ispat etmez; mahkeme, yaşamın olağan akışı ve dosyadaki veriler üzerinden değerlendirme yapar. Zina sebebine dayanan dosyalarda pratik risklerden biri, delil sunumunun özel hayatın gizliliği ve hukuka uygunluk sınırlarını ihlal edecek şekilde yapılmasıdır. Delilin hukuka aykırı elde edilmesi halinde, delilin değerlendirme dışı kalması gündeme gelebilir. Bu nedenle dijital veriler ve yazışmalar bakımından, elde ediliş yönteminin ayrıca düşünülmesi gerekir.
2.2. Hayata kast, pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış (TMK m.162)
TMK m.162, evlilik birliğini ağır biçimde yaralayan davranışları kapsar. Hayata kast, öldürmeye teşebbüs veya ciddi yaşam hakkı tehdidi doğuran eylemlerle ilişkilidir. Pek kötü muamele; fiziksel şiddet, eziyet, ağır psikolojik baskı, sistematik korkutma ve benzeri davranışları içerebilir. Onur kırıcı davranış ise eşin şeref ve haysiyetini hedef alan, toplum içinde küçük düşürme veya ağır hakaret niteliğinde fiillerle gündeme gelir. Bu tür vakıalarda delil listesi çoğu zaman resmi kayıtlar etrafında şekillenir: kolluk tutanakları, sağlık raporları, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararları, ihlal tutanakları, ceza soruşturması evrakı ve tanık anlatımları gibi. Yargılama açısından önemli olan, güvenliğin önceliklendirilmesidir. Boşanma davası, riskin kendisini ortadan kaldırmayabilir; bu nedenle koruma mekanizmalarının zamanında işletilmesi ve delillerin düzenli biçimde toplanması, hem güvenlik hem de ispat bakımından kritik rol oynar.
2.3. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m.163)
TMK m.163’te iki ayrı olgu vardır: eşin suç işlemesi ve eşin haysiyetsiz hayat sürmesi. Her iki halde de ortak hayatın diğer eş için çekilmez hale gelmesi aranır. Bu nedenle her suç işleme iddiası otomatik olarak boşanmayı doğurmaz; suçun niteliği, sürekliliği, aile yaşamına etkisi ve birlikte yaşamın beklenebilirliği birlikte değerlendirilir. Haysiyetsiz hayat sürme kavramı, uygulamada dikkatli kullanılmalıdır. Değerlendirme kişisel yargılara değil, somut vakıalara dayanmalıdır. Süreklilik arz eden ve evlilik birliğinin temel değerleriyle bağdaşmayan bir yaşam tarzının, diğer eş açısından ortak hayatı çekilmez hale getirmesi halinde bu sebep tartışılabilir. Bu tür dosyalarda da tanık anlatımları, resmi kayıtlar ve somut gözlemlere dayalı veriler önem kazanır.
2.4. Terk (TMK m.164)
Terk, eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmemek amacıyla ortak konutu terk etmesi veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesidir. TMK m.164, terk sebebine dayanılabilmesi için belirli süre ve prosedürler öngörür. Özellikle geri dön çağrısının (ihtarın) usulüne uygun yapılması ve tanınan süre içinde dönüşün gerçekleşmemesi pratikte belirleyicidir. Terk iddiası, çoğu zaman fiili ayrılık veya zorunlu ayrı yaşama ile karıştırılmamalıdır. Şiddet, ağır baskı, can güvenliği riski veya benzeri sebeplerle ayrı yaşamak terk olarak değerlendirilmeyebilir. Bu nedenle terk sebebine dayalı davalarda, tarafların ayrılık nedenleri ve ihtarın koşulları dikkatle ele alınmalı; delil listesi buna göre kurulmalıdır.
2.5. Akıl hastalığı (TMK m.165)
Akıl hastalığı nedeniyle boşanma, tıbbi raporlarla desteklenen teknik bir süreçtir. TMK m.165’te aranan koşullar; akıl hastalığının bulunması, ortak hayatın çekilmez hale gelmesi ve hastalığın geçmesine imkan bulunmadığının anlaşılması gibi ölçütlerdir. Bu dosyalarda uzman raporları ve tıbbi değerlendirmeler belirleyici olduğundan, yargılama ispat yönünden diğer sebeplere göre farklı bir seyir izleyebilir.
2.6. Genel boşanma sebebi: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166)
TMK m.166, uygulamada en sık başvurulan boşanma sebebidir. Burada temel kriter, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede sarsılmış olmasıdır. Bu sebep geniş bir vakıa alanını kapsar: sadakat yükümlülüğünün ihlali, sürekli hakaret ve aşağılama, ekonomik şiddet, aşırı kıskançlık ve kısıtlayıcı davranışlar, bağımlılık, aile büyüklerinin sistematik müdahalesi, iletişim kopukluğu, ev içi sorumlulukların ağır ihlali gibi olgular TMK 166 kapsamında ileri sürülebilir. Genel sebep, mahkemeye olayları bütüncül değerlendirme imkanı verir. Tek bir olay kimi dosyada yeterli olabilir; kimi dosyada ise olayların sürekliliği ve birikimi belirleyici hale gelir. Bu nedenle dilekçede olayların kronolojisinin net kurulması, mahkemenin ‘ortak hayatın çekilmezliği’ kanaatine ulaşmasını kolaylaştırır. TMK m.166 aynı zamanda anlaşmalı boşanmanın hukuki zeminini de içerir (m.166/3). Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, tarafların birlikte başvurması veya bir eşin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi, mahkemenin tarafları bizzat dinleyerek serbest iradeye kanaat getirmesi ve protokol düzenlemesini uygun bulması, anlaşmalı boşanma için temel eşiklerdir.
3. Çekişmeli ve Anlaşmalı Boşanma: Süreç Farkları
3.1. Çekişmeli boşanma
Çekişmeli boşanmada taraflar boşanma sebebi, kusur veya fer’î talepler konusunda anlaşamaz. Bu nedenle yargılama; dilekçeler, ön inceleme, tahkikat ve hüküm aşamalarının tamamını içerir. Çekişmeli dosyalarda en kritik mesele, dilekçelerde vakıaların kronolojik ve delille bağlantılı anlatılmasıdır. Soyut ifadeler yerine olayın ne zaman, nerede, nasıl gerçekleştiği, evlilik birliğine nasıl etki ettiği ve delil listesiyle nasıl ispatlanacağı açıkça ortaya konulmalıdır. Çekişmeli dosyalarda kusur tespiti, tazminat ve nafaka gibi talepleri etkileyebileceği için önem kazanır. Kusur, sadece “haklılık” tartışması değildir; hukuki sonuç doğuran bir tespittir. Bu nedenle iddiaların tutarlı biçimde kurulması, karşı tarafın savunmasını da öngören bir anlatım yapılması ve delillerin birbirini desteklemesi önemlidir.
3.2. Anlaşmalı boşanma (TMK m.166/3)
Anlaşmalı boşanma, doğru kurulduğunda kısa sürede sonuçlanabilen bir yoldur. Ancak protokolün eksik veya muğlak yazılması, boşanma sonrası yeni uyuşmazlıklara yol açabilir. Protokolde velayet, kişisel ilişki, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası (varsa), maddî-manevî tazminat (varsa), ödeme takvimi ve yargılama giderleri gibi başlıklar açık ve uygulanabilir biçimde düzenlenmelidir. Mahkeme, özellikle çocuklara ilişkin hükümleri çocuğun üstün yararı bakımından denetler; uygun bulmadığı düzenlemelerde protokolde değişiklik isteyebilir veya anlaşmalı boşanmayı kabul etmeyebilir. Uygulamada protokollerde sık görülen sorunlar; ödeme tarihlerinin belirsiz bırakılması, nafaka artırımı/azaltımı konusunun hiç düzenlenmemesi, kişisel ilişki gün-saatlerinin uygulanamaz biçimde yazılması ve tazminat kalemlerinin farklı kurumlarla karıştırılmasıdır. Bu nedenle anlaşmalı boşanma, kısa bir duruşmayla sonuçlansa bile, metin kalitesi bakımından yüksek özen gerektirir.
4. Görevli ve Yetkili Mahkeme (TMK m.168)
Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Yetki bakımından TMK m.168, davacıya iki seçenek sunar: eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce son altı ay birlikte oturdukları yer mahkemesi. Yetki seçimi, tebligat hızından tanıkların dinlenmesine, sosyal inceleme raporunun yürütülmesinden duruşma planlamasına kadar pratik sonuçlar doğurabilir. Özellikle tarafların farklı şehirlerde yaşadığı dosyalarda, yetki seçimi ‘usul kolaylığı’ sağlayacak şekilde düşünülmelidir.
5. Dilekçeler Teatisi
Boşanma yargılaması, HMK sistematiği içinde dilekçeler teatisiyle başlar. Davacı dava dilekçesinde boşanma sebebini (TMK maddesini), vakıaları ve taleplerini açıkça ortaya koymalıdır. Davalı cevap dilekçesinde iddialara yanıt verir; şartları varsa karşı dava açabilir. Bu aşamada fer’î taleplerin unutulması veya muğlak bırakılması, uygulamada ciddi sorunlara yol açabilir. Örneğin TMK m.169 tedbirleri, yargılama sırasında da istenebilir; fakat özellikle çocuk ve geçim düzenlemelerinde gecikme, telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Delil listesi, dilekçedeki vakıaların ‘ispat köprüsü’dür. Tanıkların hangi olaya şahit olduğu, hangi zaman aralığını bildiği, yazışmaların hangi iddiayı desteklediği, resmi kayıtların hangi vakıayı doğruladığı gibi bağlantılar kurulmadığında deliller kalabalık görünür ama etkisiz kalabilir. Dilekçede vakıa anlatımı ne kadar somut ve delille bağlantılıysa, mahkemenin kanaat oluşturması o kadar kolay olur.
6. Yargılama Sırasında Geçici Tedbirler (TMK m.169)
TMK m.169, boşanma veya ayrılık davası açılınca hakimin yargılama devam ederken gerekli geçici önlemleri alabileceğini düzenler. Bu kapsamda sık görülen tedbirler şunlardır: tedbir nafakası (eş ve/veya çocuk için), geçici velayet, geçici kişisel ilişki düzeni, tarafların barınmasına ve aile konutunun kullanımına ilişkin düzenlemeler, çocuğun eğitim ve sağlık ihtiyaçlarına dair geçici kararlar. Tedbirlerin amacı, yargılama süresince ortaya çıkabilecek mağduriyetleri azaltmak ve özellikle çocuğun korunmasını sağlamaktır. Şiddet veya ciddi risk bulunan dosyalarda 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler ayrıca gündeme gelir. Bu tedbirler, boşanma davasının sonucunu beklemeden güvenlik ihtiyacına cevap verir. Ayrıca 6284 kapsamındaki kararlar, ihlal tutanakları ve kolluk kayıtları; çekişmeli boşanmada kusur ve kişilik hakkı saldırısı değerlendirmesinde delil değeri taşıyabilir. Ancak bu belgelerin boşanma davasındaki etkisi, somut olayın özelliklerine, vakıaların niteliğine ve delillerin değerlendirme biçimine göre değişebilir.
7. Delil Listesi ve İspat:
Boşanma davalarında ispat, aile yaşamının mahrem doğası nedeniyle çoğu zaman güçtür. Buna rağmen hukuk düzeni, tanık anlatımları, yazılı deliller, resmi kayıtlar ve gerektiğinde uzman raporları üzerinden kanaat oluşturma imkanı tanır. Etkili bir ispat yaklaşımında amaç, mümkün olduğunca az ama güçlü delille, olay örgüsünü tutarlı biçimde ispatlamaktır. Tanık delili, çekişmeli boşanmanın en yaygın ispat aracıdır. Tanıkların duyuma dayalı anlatımları ile bizzat gözleme dayalı anlatımları ayrıştırılmalıdır. Tanığın taraflarla yakınlığı, olayın geçtiği ortamı bilip bilmediği ve anlatımın tutarlılığı önemlidir. Bu nedenle tanık listesi hazırlanırken, tanığın hangi somut olayı doğrulayacağı açıkça belirlenmelidir. Yazışmalar ve dijital veriler, olayların tarihini ve içeriğini gösterebilir. Ancak dijital delillerde hukuka uygun elde edilme, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği sınırları önemlidir. Örneğin karşı tarafın cihazına izinsiz erişim, gizli kayıt veya özel yazışmaların hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi gibi durumlar, delilin değerlendirme dışı kalmasına yol açabilir ve ayrıca başka hukuki sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle dijital delillerin sunumunda, hukuka uygunluk çerçevesi ayrıca gözetilmelidir. Resmi kayıtlar (kolluk tutanakları, sağlık raporları, koruma kararları, kurum yazıları ve okul kayıtları) çoğu dosyada güçlü dayanak oluşturur. Çocukla ilgili uyuşmazlıklarda sosyal inceleme raporu ve uzman değerlendirmeleri, velayet ve kişisel ilişki düzeninin temelini kurabilir.
8. Duruşma Aşamaları: Ön İnceleme, Tahkikat, Sözlü Yargılama ve Hüküm
Boşanma davasının tipik akışı; dilekçeler teatisi, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm aşamalarından oluşur. Ön incelemede uyuşmazlık konuları belirlenir, delillerin sunulması ve değerlendirilmesi yapılır ve sulh ihtimali ele alınır. Tahkikat aşamasında tanıklar dinlenir, gerekirse keşif yapılır, uzman raporları ve sosyal inceleme raporu alınır, ekonomik durum araştırması yürütülür. Sözlü yargılama aşamasında taraflara son söz verilir ve hüküm açıklanır. Dosyanın süresini uzatan başlıca faktörler tebligat sorunları, tanık sayısının fazlalığı, tanıkların farklı şehirlerde bulunması, rapor süreçleri ve tarafların karşılıklı yeni vakıa iddialarıyla dosyayı genişletmesidir. Bu nedenle süreç yönetiminde delil planlaması ve dosyanın odağını korumak önemlidir. Gereksiz delil kalabalığı bazen dosyanın hızını düşürürken, iyi seçilmiş ve birbirini destekleyen deliller dosyayı güçlendirir ve yargılamayı daha sağlıklı bir zemine taşır.
9. Kararla Birlikte Düzenlenen Başlıca Sonuçlar
Boşanma kararı verildiğinde mahkeme çoğu dosyada fer’î talepleri de karara bağlar. Çocuk bulunan dosyalarda velayet ve kişisel ilişki düzeni, çocuğun üstün yararı ekseninde kurulur. Nafaka bakımından tedbir nafakası yargılama sırasında, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası ise nihai hükümde gündeme gelir. Tazminat talepleri (TMK m.174) kusur ve kişilik hakkı ihlali tartışmasıyla ilişkilidir. Mal rejiminin tasfiyesi çoğunlukla ayrı dava konusu olsa da, malvarlığını korumaya yönelik önlemler ve süreç planlaması bakımından boşanma dosyasıyla bağlantılı bir risk alanı oluşturabilir. Uygulamada bu başlıklar birbirine karıştırılmamalıdır. Nafaka, tazminat ve mal rejimi farklı işlevlere sahip kurumlardır. Aynı vakıayı her bir kuruma aynı gerekçeyle yüklemek, taleplerin inandırıcılığını zayıflatabilir. Dosya stratejisinde her talebin dayandığı vakıa ve hedeflediği hukuki sonuç netleştirilmelidir.
10. Karar Sonrası: Kesinleşme ve Kanun Yolları
Mahkeme karar verdikten sonra hükmün tebliği ve kanun yolu süreci başlar. İstinaf denetimi, hem vakıa değerlendirmesi hem de hukuki nitelendirme bakımından önemli olabilir. Şartları varsa temyiz denetimi de gündeme gelebilir. Kararın kesinleşmesi; nüfus kayıtlarına işlenmesi, fer’î taleplerin icrası ve bazı sürelerin başlaması gibi pratik sonuçlar doğurur. Bu nedenle karar sonrası aşama, dosyanın fiilen kapanışı ve sonuçların yönetimi bakımından ayrıca önem taşır. Özellikle velayet, kişisel ilişki ve nafaka hükümlerinin icrası, kararın açık ve uygulanabilir biçimde yazılmasını gerektirir. Hüküm fıkrasında belirsizlik bulunması, icra aşamasında yeni uyuşmazlıklara yol açabilir. Bu nedenle kararın gerekçesi kadar hüküm bölümünün de pratik uygulanabilirliği önemlidir.
11. Uygulamada Sık Görülen Hatalar
Boşanma davalarında sık görülen hatalardan biri, hukuki sebep seçimini vakıadan koparmaktır. Özel boşanma sebeplerinin şartları oluşmamışken bu sebeplere dayanmak, ispatı zorlaştırabilir ve süre riskleri doğurabilir. Benzer şekilde özel sebep koşulları oluşmuşken genel sebep altında soyut bir anlatımla ilerlemek de dosyayı zayıflatabilir. Doğru yaklaşım, vakıayı doğru hukuki zemine oturtmaktır. Bir diğer hata, vakıaların tarihsiz ve bağlamsız anlatılmasıdır. Mahkemenin kanaati, olayların somutluğuyla şekillenir. Sürekli hakaret, şiddet veya baskı iddiası ileri sürülüyorsa, bu iddianın zaman aralığı, yoğunluğu ve somut örnekleri ortaya konulmalı; delil listesiyle bağlantı kurulmalıdır. Tedbir taleplerini geciktirmek, özellikle çocuk ve güvenlik başlıklarında telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Anlaşmalı boşanmada ise protokolün muğlak yazılması, boşanma sonrası yeni uyuşmazlıklara kapı aralayabilir.
12. Dosya Yönetimi İçin Pratik Yol Haritası
Dava öncesi aşamada sebep seçimi, vakıa kronolojisi ve delil listesi hazırlanmalı; acil tedbir ihtiyacı ayrıca değerlendirilmelidir. Dava açılışında TMK m.169 tedbir talepleri ve çocuk için geçici düzenlemeler planlanmalı, tebligat stratejisi kurulmalıdır. Ön incelemede uyuşmazlık konuları netleştirilmeli, deliller zamanında sunulmalı ve tanık kapsamı belirlenmelidir. Tahkikatta tanık dinletme stratejisi ve rapor süreçleri takip edilmeli, ekonomik durum araştırmasının dosyaya yansıması sağlanmalıdır. Hüküm aşamasında fer’î taleplerin açık ve icra edilebilir biçimde hükme bağlanması önemlidir. Karar sonrası aşamada ise istinaf ve temyiz sürecinin takibi, kesinleşmenin gözetilmesi ve icra süreçlerinin doğru yürütülmesi gerekir. Bu yol haritası her dosyada aynı şekilde uygulanmaz; ancak kontrol noktalarını görünür kılarak hata riskini azaltır.
13. Sulh
Boşanma davaları, niteliği gereği klasik anlamda “tarafların serbestçe üzerinde tasarruf edebileceği” bir uyuşmazlık gibi görülmez; zira statü değişikliği ve çocukların korunması gibi kamu düzeni boyutu bulunan yönleri vardır. Buna rağmen süreç içinde tarafların bazı konularda anlaşması mümkündür. Özellikle nafaka, tazminat, malvarlığına ilişkin ödeme planı, kişisel eşya paylaşımı, kişisel ilişki günleri gibi alanlarda anlaşma sağlanması; tahkikatın kapsamını daraltabilir ve yargılamayı hızlandırabilir. Ancak çocuklar açısından, mahkemenin her hâlükârda çocuğun üstün yararına uygunluk denetimi yapacağı unutulmamalıdır. Uygulamada zaman zaman boşanma davalarının dava şartı arabuluculuğa tabi olup olmadığı sorulur. Boşanma ve ayrılık davaları, aile hukukuna ilişkin statü davaları niteliğinde olduğundan, iş uyuşmazlıkları veya bazı ticari uyuşmazlıklardaki gibi “dava şartı arabuluculuk” rejimine tabi değildir.
14. Süre ve Zamanlama: Boşanma Dosyasında Hazırlığın Sonuca Etkisi
Boşanma davalarında ‘süre’, çoğu zaman tarafların dosyayı nasıl hazırladığıyla yakından ilişkilidir. Vakıa anlatımı dağınık, delil listesi kopuk ve talepler belirsiz olduğunda, mahkeme uyuşmazlık alanını netleştirmek için daha fazla işlem yapmak zorunda kalır; bu da yargılamayı uzatır. Buna karşılık olayların kronolojisi açık kurulmuş, tanıkların kapsamı netleştirilmiş, resmi kayıtlar ve raporlar düzenli sunulmuş ve TMK m.169 tedbir talepleri baştan planlanmış dosyalarda süreç daha öngörülebilir ilerler. Zamanlama bakımından bir diğer kritik başlık, tebligat ve iletişim düzenidir. Tarafların adres bilgilerinin güncelliği, UETS kullanımı, yurt dışı tebligat ihtimali, tanıkların farklı şehirlerde bulunması gibi unsurlar pratikte ciddi gecikmelere sebep olabilir. Bu nedenle dava açılmadan önce usuli altyapıyı görmek, ‘duruşmada anlatırım’ yaklaşımından kaçınmak ve dosyayı mümkün olduğunca ilk aşamada olgunlaştırmak önemlidir. Yargılama bir maraton gibidir; başlangıçta yapılan küçük hazırlıklar, ileride büyük zaman kayıplarını önleyebilir.
Sonuç
Boşanma davası, TMK’nın belirlediği hukuki nedenler çerçevesinde yürütülen; ancak uygulamada usul stratejisi, delil listesi kurgusu ve geçici tedbir yönetimiyle şekillenen çok katmanlı bir süreçtir. Özel boşanma sebepleri belirli şart ve çoğu zaman sürelerle sınırlı iken, genel boşanma sebebi evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını esas alır ve geniş bir vakıa alanını kapsar. Çekişmeli ve anlaşmalı boşanma ayrımı, sürecin hızını ve fer’î taleplerin düzenlenme biçimini değiştirir. Bu nedenle dosyanın başarısı, vakıaların somutlaştırılması, delil listesiyle bağlantının doğru kurulması ve yargılama sürecinde doğru zamanda doğru taleplerin ileri sürülmesiyle yakından ilişkilidir.
*Sadece bilgilendirme amacındadır; somut olaya göre hukuki süreç değerlendirilmelidir. Her somut uyuşmazlık, tarafların sıfatı, işlem ve eylemlerin niteliği, delillerin kapsamı ve olayın gerçekleşme koşulları dikkate alınarak kendi özelinde değerlendirilir. Bu nedenle metinde yer verilen örnek senaryolar, yalnızca açıklayıcı mahiyette olup genel kural veya kesin bir sonuca dayanak teşkil etmez; her olay bakımından ayrıca hukuki inceleme yapılması gerekir.
Avukat&Arabulucu
Behman Doğuhan BAYAT
