top of page

BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI: MAL REJİMİNİN TASFİYESİ (TMK 218 vd.)

Edinilmiş Mallara Katılma, Artık Değer ve Denkleştirme

1. Giriş: 

Türk Medeni Kanunu’nda (TMK) 01.01.2002’den itibaren yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejimi, evlilik devam ederken eşlerin malvarlıklarını ayrı tutmasına; rejim sona erdiğinde ise, emek ve karşılık ilişkisi içinde edinilen değerlerin paylaşımını bir “katılma” mekanizmasıyla gerçekleştirmesine dayanır (TMK m.218 vd.). Günlük dilde “mal paylaşımı” dense de teknik olarak çoğu durumda ayni devri değil, parasal alacakları konuşuruz: tasfiye sonunda ortaya çıkan katılma alacağı, denkleştirme ve değer artış payı çoğunlukla para alacağı niteliğindedir.

Uygulamadaki güçlük, rejimin fikrinden çok tasfiye hesabının çok katmanlı olmasından doğar. Önce hangi değerlerin edinilmiş mal, hangilerinin kişisel mal olduğunu tespit etmek gerekir (TMK m.219-220). Ardından, eklenecek değerler (TMK m.229), denkleştirme (TMK m.230) ve değer artış payı (TMK m.227) gibi ara mekanizmalar devreye girer. Bu ara adımların amacı aynı: Tasfiye tablosunun gerçeğe yakın ve hakkaniyete uygun kurulması; ‘gizli kaydırmaların’ ya iki kez hesaba katılmaması ya da tamamen gözden kaçmaması.

Anahtar kelimeler: boşanma, çekişmeli boşanma, mal paylaşımı, mal rejimi tasfiyesi, edinilmiş mallara katılma rejimi, TMK 218 vd., edinilmiş mal, kişisel mal, artık değer (TMK 231), denkleştirme (TMK 230), değer artış payı (TMK 227), katılma alacağı (TMK 236), katkı payı alacağı, ispat yükü, tasfiye tarihi, mal varlığı değerlemesi, borçların mahsubu, evlilik birliğinde edinimler, ziynet eşyası, taşınmazın tasfiyesi, banka/finansal varlıkların tasfiyesi, şirket paylarının tasfiyesi, Yargıtay uygulaması.

2. Hukuki çerçeve: Mal kesimleri ve temel kavramlar

2.1. Rejimin kapsamı ve “mal kesimleri” fikri

Edinilmiş mallara katılma rejimi, iki ayrı mal kesimini birlikte yürütür: edinilmiş mallar ve kişisel mallar (TMK m.218). Her eşin hem edinilmiş hem kişisel mal kesimi bulunur. Tasfiye, bu kesimlerin birbirine karıştırılmaması esasına dayanır. Bu nedenle tasfiye davasında en yoğun tartışma, ‘hangi mal hangi kesime aittir?’ sorusu etrafında döner.

2.2. Edinilmiş mallar (TMK m.219) - karşılığı verilerek edinme

TMK m.219 edinilmiş malı, rejimin devamı süresince karşılığı verilerek elde edilen malvarlığı değerleri olarak tanımlar. Kanun, çalışmanın karşılığı edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücü kaybı tazminatları ve kişisel malların gelirleri gibi kalemleri örnekler. Bu sayım, uygulamada şu pratik ölçüte dönüşür: ücret, maaş, serbest meslek kazancı, işletme geliri, kira geliri gibi akımlar kural olarak edinilmiş mal hanesine yazılır.

2.3. Kişisel mallar (TMK m.220) - bağ, miras, manevi tazminat ve ikame değer

TMK m.220 kişisel malları sayar: eşin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar, evlenmeden önce sahip olunan mallar, miras yoluyla veya karşılıksız kazanma (bağış gibi) ile elde edilenler ve manevi tazminat alacakları kişisel maldır. Ayrıca kişisel malların yerine geçen değerler (ikame değer) de kişisel mal niteliğini korur. Burada kritik nokta ‘kaynak’ izidir: kaynağı kişisel mal olan bir değerle yeni bir mal alınmışsa, kural olarak kişisel mal korunur; ancak edinilmiş maldan katkı yapıldıysa denkleştirme ya da değer artış payı hesabı gündeme gelir.

2.4. Karine ve ispat yükü (TMK m.222)

TMK m.222, tasfiye uyuşmazlıklarının omurgasıdır: bir eşin tüm malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş sayılır; bir malın kişisel mal olduğunu ileri süren eş bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Bu karine, delil listesi planlamasını doğrudan etkiler. ‘Bu mal mirastır/bağıştır/evlilikten önce vardı’ diyen taraf; tarih, kaynak ve ikame zincirini belgelemek zorundadır.

3. Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye zamanlaması (TMK m.225, 228, 235)

3.1. Sona erme anı: boşanma davası tarihi ile kesinleşme şartı

TMK m.225’e göre mal rejimi; ölümle, başka bir mal rejiminin kabulüyle veya boşanma/iptal gibi kararlarla sona erer. Boşanma ve iptal gibi hallerde rejim, dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Buna karşılık, tasfiyeye ilişkin alacakların hüküm altına alınması açısından boşanma kararının kesinleşmesi pratikte belirleyici bir eşiktir. Bu ikili yapı, ‘hangi tarihte hangi mal tasfiyeye girer?’ tartışmalarının kaynağıdır.

3.2. ‘Durum’ ve ‘değer’ ayrımı

TMK sistemi, malın tasfiyeye hangi “durum” ile gireceği ile hangi “değer” üzerinden hesaplanacağı arasında ayrım yapar. Genel çerçeve şöyledir: malın niteliği/durumu (örneğin arsa mı, konut mu, şirket hissesi mi; inşaatın hangi aşamada olduğu) rejimin sona erdiği tarihe göre; malın sürüm (rayiç) değeri ise kural olarak tasfiye anına göre belirlenir (TMK m.228, 235). Bu ayrım, özellikle uzun süren yargılamalarda ve değer dalgalanmalarının yüksek olduğu mallarda hayati önem taşır.

4. Artık değer (TMK m.231): Tasfiye tablosunun kalbi

4.1. Tanım ve hesap mantığı

Artık değer, TMK m.231’de “eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktar” olarak tanımlanır. Tanım iki mesaj verir: (i) sadece mevcut edinilmiş mallar değil, TMK m.229 ve m.230 ile hesaba geri çağrılan/aktarılmış kalemler de matraha girer; (ii) borçlar düşülmeden katılma alacağına geçilemez.

Artık değer, ayni bir hak değil, hesaplama sonucunda ortaya çıkan parasal bir matrahtır. Bu yüzden tasfiye davalarında bilirkişi raporu sadece ‘malın değeri’ değil, ‘malın kesimi ve kesimler arası geçişleri’ açısından da önem taşır.

4.2. Aktif kalemler: Mevcut edinilmiş mallar + eklenecek değerler + denkleştirmeden gelenler

Edinilmiş malların aktif tarafı; tasfiye sırasında mevcut edinilmiş mallar, edinilmiş mallara eklenecek değerler (TMK m.229) ve denkleştirme nedeniyle edinilmiş mala yazılacak kalemlerden oluşur. Ankara Barosu Dergisi’nde yayımlanan çalışmada da artık değerin hesaplanmasında aktif ve pasif değerlerin doğru sınıflandırılmasının belirleyici olduğu, eklenecek değerler ve denkleştirmenin dahil edilmeden yapılan hesapların sistematiğe aykırı kaldığı vurgulanır.

4.3. Pasif kalemler: Borçlar, değer artış payı ve denkleştirme

Pasif hanede, (i) edinilmiş mallara ilişkin borçlar, (ii) diğer eşin değer artış payı alacağı ve (iii) kişisel maldan edinilmiş mala yapılan katkı karşılığının denkleştirme yoluyla geri yazılması yer alır. Borçların hangi kesime ait sayılacağı da önemlidir: TMK m.230/2’ye göre her borç ilişkin olduğu kesimi yükümlülük altına sokar; hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borçlar ise edinilmiş mallara ilişkin borç sayılır (karine).

4.4. Artık değer negatifse ne olur?

TMK m.231/2 gereği, edinilmiş mallarda değer eksilmesi varsa (pasif aktiften fazlaysa), eksilmeyi sahibi üstlenir; bu durumda diğer eş lehine katılma alacağı doğmaz. Bu teknik sonuç, borçların kesimlere doğru yazılmasını ve ‘borç şişirme’ ihtimaline karşı kaynağın sorgulanmasını zorunlu kılar.

4.5. Eklenecek değerler (TMK m.229) ile artık değer ilişkisi

TMK m.229, katılma alacağını azaltma veya ortadan kaldırma amacıyla yapılan bazı tasarrufların, tasfiye hesabına “eklenecek değer” olarak geri çağrılmasını öngörür. Bu mekanizma, tasfiye tablosunun dışına kaçırma girişimlerine karşı kanunun emniyet supabıdır. TMK m.235/II, eklenecek değerlerde tasarruf tarihindeki durumun esas alınacağını, değerlemenin ise tasfiye anındaki sürüm değer üzerinden yapılacağını düzenleyerek değerleme tartışmasına çerçeve verir. Sonuçta eklenecek değer, edinilmiş malların aktif hanesine eklenir ve artık değeri doğrudan büyütür.

5. Denkleştirme (TMK m.230): Mal kesimleri arasındaki kaydırmaları düzeltme

5.1. Denkleştirmenin fonksiyonu

Denkleştirme, değer artış payından farklı olarak iki eş arasındaki değil, aynı eşin kendi mal kesimleri (kişisel ve edinilmiş) arasındaki dengeyi korumaya yöneliktir. Bir eşin kişisel mal kesiminden çıkan bir değer, edinilmiş mal kesiminde bir malın edinilmesi/iyileştirilmesi/korunması için kullanılmışsa; tasfiyede bu kaydırmanın sonucu giderilmelidir. Aynı şekilde edinilmiş maldan kişisel mala kaydırma olmuşsa bunun da karşılığı hesaplanır.

5.2. TMK m.230/I: Nominal denkleştirme ve tipik örnekler

TMK m.230’un birinci fıkrası çoğu durumda nominal (tutar bazlı) bir denkleştirme öngörür. Örneğin miras kalan kişisel mala ilişkin veraset ve intikal vergisinin edinilmiş mallardan ödenmesi halinde, kişisel mal lehine bir yararlanma doğar ve bu tutar tasfiyede denkleştirilir. Boğaziçi Law Review’de yer alan inceleme de TMK m.230/I’in nominal denkleştirme mantığını özellikle bu tip örnekler üzerinden açıklar.

5.3. TMK m.230/III: Katkı oranı + tasfiye değeri + hakkaniyet

TMK m.230/III, ‘harcadım - aynen geri alırım’ mantığını aşar: Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkı varsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme; katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine göre yapılır. Mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyet ölçütü devreye girer. Bu hüküm, krediyle alınan taşınmazlarda, ipotek yükünün hangi kesime ne ölçüde yansıtılacağı gibi teknik meselelerde dinamik bir hesap gerektirir.

5.4. Denkleştirme ile değer artış payı arasındaki ayrım

Denkleştirme (TMK m.230) ile değer artış payı (TMK m.227) sık karıştırılır. Basit ayrım: denkleştirme aynı eşin iki mal kesimi arasındaki geçişleri düzeltir; değer artış payı ise bir eşin diğer eşin malına yaptığı katkıyı tasfiye eder. Bu ayrım doğru kurulmadığında, aynı katkının iki kez hesaba katılması veya hiç hesaba katılmaması gibi hatalar doğar.

5.5. İspat boyutu: Denkleştirmede iz sürmek

Denkleştirme iddiası, çoğu zaman para akışının izlenmesi ile ispat edilir. Banka hareketleri, kredi ödeme planları, tapu harcı/vergisi ödemeleri, altın bozdurma belgeleri, döviz alım-satım kayıtları ve bağış/miras belgeleri; kesimler arası geçişin haritasını çıkarır. TMK m.222 karinesi nedeniyle, özellikle kişisel mal katkısı iddiası ileri süren eşin, kaynağı ve aktarım zincirini somutlaştırması beklenir.

6. Katılma alacağı (TMK m.236): Artık değerin yarısı… ama her zaman mı?

6.1. Yasal oran ve takas

TMK m.236/1 kuralı nettir: alacaklar takas edildikten sonra her eş, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur. Bu, katılma alacağının fiili katkı ispatına bağlı olmadığı anlamına gelir; talep eden eşin gelirinin bulunması veya malın edinilmesine doğrudan katkı sunması aranmaz.

6.2. Oranın değiştirilmesi ve istisnalar

TMK m.237 ile eşler, mal rejimi sözleşmesiyle artık değere katılma oranını değiştirebilir. Bu değişiklik, özellikle alacaklıların korunması ve dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilir. Ayrıca bazı hallerde hakkaniyet indirimi tartışmaları gündeme gelebilse de, bu istisnalar somut olaya özgü ve sınırlı niteliktedir.

6.3. Faiz ve muacceliyet hakkında kısa not

Katılma alacağı parasal bir alacak olduğu için faiz, muacceliyet ve takas gibi borçlar hukuku kurumlarıyla kesişir. Kanunda faiz başlangıcına ilişkin tek cümlelik bir ‘her olayda aynı sonucu’ üreten düzenleme yoktur; bu nedenle uygulamada dava tarihi, talep tarihi ve tasfiye anı gibi tarihler üzerinden farklı yaklaşımlar görülebilir. Bu başlık, somut olayın şartlarına ve talep sonucunun nasıl kurulduğuna göre ayrıca ele alınmalıdır.

7. Hesaplama pratiği: Bir tasfiye tablosu nasıl kurulur?

7.1. Adım adım yöntem

 

Uygulamada sağlıklı yöntem, her eş için ayrı bir tablo kurmaktır: (1) Edinilmiş mallar aktifini listele; (2) Eklenecek değer var mı kontrol et; (3) Denkleştirme yoluyla edinilmiş mala eklenecek/çıkarılacak tutarları hesapla; (4) Borçları hangi kesime ait olduğuna göre pasife yaz; (5) Değer artış payı alacağını ayrıca belirle; (6) Aktiften pasifi düşerek artık değeri bul; (7) TMK m.236 oranını uygula; (8) Karşılıklı alacakları takas/mahsup et.

Bu metodun çekirdeği, artık değerin hesabında eklenecek değerler (TMK m.229) ve denkleştirme (TMK m.230) kalemlerinin matraha girmesi gerektiğidir. Ankara Barosu Dergisi’ndeki çalışma, Yargıtay uygulamasında benimsenen hesap şemasını bu şekilde özetler.

 

7.2. Sayısal örnek: denkleştirme etkisiyle artık değer nasıl değişir?

 

Örnek senaryo: Eş A’nın kişisel malı olarak miras kalan 300.000 TL vardır. Bu para, evlilik içinde alınan ve tasfiye anındaki sürüm değeri 2.000.000 TL olan bir konutun peşinatında kullanılmış; kalan 1.200.000 TL banka kredisiyle ödenmiştir. Kredi taksitlerinin 600.000 TL’lik kısmı evlilik içinde edinilmiş gelirlerden, 200.000 TL’lik kısmı ise A’nın kişisel mal gelirinden karşılanmıştır. Tasfiye anında krediden 400.000 TL bakiye borç kalmıştır.

Bu tabloda önce borç pasife yazılır: 2.000.000 - 400.000 = 1.600.000 TL net değer. Şimdi kesimler arası katkılar belirlenir: (i) kişisel maldan (300.000) edinilmiş mala (konut edinimi) katkı vardır; (ii) edinilmiş gelirden kredi ödemesi (600.000) zaten edinilmiş kesimin içindedir; (iii) kişisel mal gelirinden 200.000 katkı da ayrıca kişisel kesimden edinilmiş kesime kayma yaratır. TMK m.230/III yaklaşımıyla kişisel kesimin toplam katkısı 500.000 TL kabul edilirse katkı oranı 500.000 / (300.000 + 1.200.000) = 500.000 / 1.500.000 = %33,33 olarak hesaplanabilir. Bu oran, net değer (1.600.000) üzerinde kişisel kesim lehine denkleştirme tutarının belirlenmesinde başlangıç noktasıdır.

Gerçek dosyalarda hesap, ödeme zamanları ve kredinin hangi bölümünün hangi dönemde ödendiği gibi ayrıntılara göre farklılaşır. Örneğin kredi ödemeleri boşanma davası tarihinden sonra devam etmişse, bu ödemelerin rejimin sona ermesinden sonraki etkisi ayrıca tartışılır. Ama örnek, denkleştirmenin artık değer matrahını nasıl büyütebildiğini veya küçültebildiğini göstermeye yeter.

 

7.3. Sık hatalar ve pratik uyarılar

 

Birinci hata, malın niteliğini ve değerini aynı tarihe kilitlemektir. Niteliğin rejimin sona erdiği an; değerlemenin tasfiye anı üzerinden yapılacağı ayrımı (TMK m.228, 235) gözden kaçırıldığında, özellikle inşaat halindeki taşınmazlarda büyük sapmalar doğar.

 

İkinci hata, denkleştirme ile değer artış payını tek kalem sanmaktır. Denkleştirme mal kesimleri arasındaki kaymalarla; değer artış payı eşler arası katkıyla ilgilidir. Bu ayrım kurulmadan yapılan hesaplamalar, bilirkişi raporlarının çelişmesine ve hükmün bozulmasına kadar giden sonuçlar doğurabilir.

 

Üçüncü hata, borçların otomatik olarak edinilmiş sayılmasıdır. TMK m.230/2 borçların hangi kesime ait olduğuna dair karine ve ispat düzeni getirir; ancak her borç mutlaka edinilmiş borç değildir. Borç kişisel mala ilişkinse kişisel kesimde kalmalıdır; ispat yükü buna göre şekillenir.

 

Dördüncü hata, bankadaki para ve faizleri göz ardı edilebilir sanmaktır. Para akışının yoğun olduğu dosyalarda, bankadaki mevduatın kaynağı (maaş mı, miras mı, satış bedeli mi) ve faiz gelirinin hangi kesime ait olduğu ayrıntılı analiz gerektirir. Bu başlık, doktrinde de özel olarak tartışılan alanlardan biridir.

9. Usule ilişkin kısa notlar: Görev, yetki, talep ve delil listesi

Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı, değer artış payı ve denkleştirme kalemleri çoğunlukla aile mahkemelerinde görülür. Talep sonucunun açık kurulması önemlidir: hangi kalem için hangi hukuki sebebe dayanıldığı (katılma alacağı mı, değer artış payı mı, denkleştirme mi, eklenecek değer mi) netleştirilmelidir.

 

Delil listesi bakımından özellikle bankacılık kayıtları, tapu ve trafik tescil kayıtları, SGK/maaş bordroları, vergi kayıtları, kredi sözleşmeleri ve ödeme planları, satış/bağış belgeleri ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi belirleyicidir. Kesimler arası geçiş iddialarında (denkleştirme/ikame) paranın izi çoğu kez davanın kaderini belirler.

 

Zamanaşımı bakımından ise kanunda katılma alacağına ilişkin özel bir süre düzenlemesi bulunmadığı için, alacak niteliği ve genel hükümler çerçevesinde değerlendirme yapılır. Bu konuda uygulamada farklı yaklaşımlar ve somut olay temelli değerlendirmeler görülebildiğinden, dava stratejisi oluşturulurken süre meselesi ayrıca incelenmelidir.

10. Sonuç: 

Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi, ‘kimin neyi aldığı’ tartışmasından çok ‘hangi kesimde hangi değerin bulunduğu ve bu değerlerin tasfiye anında nasıl netleştirileceği’ tartışmasıdır. Artık değer (TMK m.231), katılma alacağı (TMK m.236) için vazgeçilmez matrahtır; denkleştirme (TMK m.230) ise bu matrahın gerçeğe uygun kurulması için mal kesimleri arasındaki kaymaları düzeltir. Sağlıklı bir tasfiye, mal gruplarının doğru sınıflandırılması (TMK m.219-220, 222), değerleme zamanının doğru seçimi (TMK m.228, 235) ve denkleştirme/ekleme mekanizmalarının yerinde uygulanmasıyla mümkündür.

*Sadece bilgilendirme amacındadır; somut olaya göre hukuki süreç değerlendirilmelidir. Her somut uyuşmazlık, tarafların sıfatı, işlem ve eylemlerin niteliği, delillerin kapsamı ve olayın gerçekleşme koşulları dikkate alınarak kendi özelinde değerlendirilir. Bu nedenle metinde yer verilen örnek senaryolar, yalnızca açıklayıcı mahiyette olup genel kural veya kesin bir sonuca dayanak teşkil etmez; her olay bakımından ayrıca hukuki inceleme yapılması gerekir.

Avukat&Arabulucu 

Behman Doğuhan BAYAT

bottom of page